Kendimize Neden Bu Kadar Sert Davranıyoruz?
Bazen başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimize göstermekte zorlanabiliriz.
Yakın bir arkadaşımız aynı hatayı yaptığında ona anlayışla yaklaşabilir, bunun herkesin başına gelebileceğini söyleyebiliriz. Ancak benzer bir durum kendi başımıza geldiğinde içimizde çok daha sert bir ses duyabiliriz. Daha dikkatli olmamız gerektiğini, daha iyisini yapmamız gerektiğini ya da bunu hiç yapmamamız gerektiğini düşünebiliriz.
Bu iç ses zamanla o kadar tanıdık hale gelebilir ki, onu sorgulamak yerine doğru olduğuna inanabiliriz.
İçimizdeki Eleştirel Ses Nereden Geliyor Olabilir?
Kendimize nasıl konuştuğumuz yalnızca kişiliğimizle ilgili olmayabilir.
Büyürken maruz kaldığımız ilişkiler, beklentiler ve deneyimler zamanla iç dünyamızın bir parçası haline gelebilir. Bazen çocukken sıkça duyduğumuz eleştirel sözler, bazen de açıkça dile getirilmeyen beklentiler yıllar sonra kendi kendimize konuşma biçimimizi etkileyebilir.
Zaman içinde bu ses, dışarıdan gelen bir eleştiriden çok kendi düşüncemiz gibi hissedilmeye başlayabilir. Kendimize yönelttiğimiz sert sözlerin ne kadar tanıdık olduğunu fark etmeyebilir, onları yalnızca "gerçekçi olmak" ya da "kendimizi motive etmek" olarak değerlendirebiliriz.
Kendimize Sert Davranmak Bazen Bir Koruma Biçimi Olabilir
İlk bakışta kendini eleştirmek yalnızca zorlayıcı bir deneyim gibi görünebilir. Ancak bazı insanlar için bu, hayal kırıklığı yaşamamak ya da hata yapmamak için zaman içinde gelişmiş bir baş etme biçimi olabilir.
Kişi kendisini önceden eleştirirse, başkalarının eleştirilerinin daha az inciteceğini hissedebilir. Ya da kendisinden sürekli daha fazlasını bekleyerek kontrolü elinde tutmaya çalışabilir. Kısa vadede koruyucu gibi görünen bu yaklaşım, zamanla yorgunluk, suçluluk, yetersizlik hissi ya da hiçbir zaman yeterince iyi olmadığı duygusuna dönüşebilir.
Kendimize daha anlayışlı yaklaşmak ise bazen yanlış anlaşılabilir. Bazı insanlar bunun sorumluluk almamak, hataları önemsememek ya da kendisinden vazgeçmek anlamına geleceğinden endişe edebilir.
Oysa öz şefkat, yaşananları inkâr etmek değildir. Daha çok, zorlandığımız bir anda kendimize başkalarına gösterebildiğimiz anlayışın bir kısmını gösterebilmektir. Kendimize daha yumuşak yaklaşabilmek, değişim isteğini ortadan kaldırmaz. Bazı insanlar için tam tersine, değişim ancak kendilerini sürekli yargılamadıkları bir ortamda mümkün olmaya başlar.
Terapide Bu Ses Merak Edilebilir
Terapi, içimizdeki eleştirel sesi susturmaya çalışılan bir yer değildir.
Bazen daha önemli olan, bu sesin ne zaman ortaya çıktığını, neyi korumaya çalıştığını ve hayatımızdaki hangi deneyimlerle ilişkili olabileceğini birlikte anlamaya çalışmaktır. Kendimize neden bu kadar sert davrandığımızı merak etmeye başladığımızda, zamanla kendimize farklı bir yerden yaklaşabilmenin de mümkün olduğunu fark edebiliriz.
Hepimizin zaman zaman kendisini eleştiren bir yanı olabilir. Ancak bu ses yaşamımızın büyük bölümünü kaplamaya başladığında, kendimizi yalnızca eksiklerimiz üzerinden değerlendirmeye başlayabiliriz.
Terapi bazen bu sesi tamamen ortadan kaldırmak için değil, onunla kurduğumuz ilişkiyi anlamak ve zamanla kendimize biraz daha şefkatli bir yerden yaklaşabilmek için bir alan sunabilir.
Eğer Toronto'da yüz yüze ya da Ontario ve Alberta genelinde online yetişkin veya çift psikoterapisi düşünüyorsanız, aklınızdaki soruları konuşmak ve birlikte çalışmanın uygun olup olmadığını değerlendirmek için 15 dakikalık ücretsiz bir ön görüşme planlamak üzere benimle iletişime geçebilirsiniz.